Sinemanın Yeni Virüsü: Predestination

Yazan  |  Hiç yorum yok

Başrollerinde Ethan Hawke, Sarah Snook ve Noah Taylor gibi birini birinden daha az tanımadığımız oyuncular olan ve Spierig Brothers (Kardeşler) yani Michael ve Peter Spierig tarafından yazılan ve yönetilen 2014 yapımı bu film, sinema dünyasının yeni Matrix kafası olarak hızlıca yayılıyor.

Back to the Future (Geleceğe Dönüş)

Zaman konusunda sayısız sanat eseri yapıldı, yapılıyor. Ünlü düşünürlerin, ta Aristoteles’ten ve sonrasında St. Agustinus’tan bu yana gelen felsefik zaman kavramlamaları bir tarafa dursun, Hollywood için de, hiçbir zaman vazgeçilmeyecek bir kaynak olma özelliğini koruyor zaman.  Seksenlerin meşhur üçlemesi “Back To The Future” (Geleceğe Dönüş) tartışılmaz bu ekolün bir numarası oldu. Sonrasında 2002 yılında ilk defa, zaman makinesinin sadece zamanda gidip gelme işlevinin eğlencesi dışında bir şeyler aramaya başladı yapımcılar. Nihayetinde 2002 yılında Simon Wells yönetmenliğindeki “The Time Machine” (Türkçe ismi: Zaman Tüneli) filmi, sevgilisinin ölümünün acısını kaldıramayan bir bilim adamının zaman makinesi icat ederek, aşkını kurtarmaya çalışmasını ele aldı. Zaman makinesini icat etti adam. Ancak, sevgilisi ölmese zaman makinesini icat edemeyeceğinden, sevgilisini her kurtarışında başka bir sebeple ölmesi gerekiyordu. Geçmişe dönüp zaman makinesini hiç icat etmemiş gibi nasıl yapacaktı? Paradoks buydu. Nitekim zamanda kayboldu.

Zaman kavramını bir paradoks olarak ele almasa da, kıymetini ve yaşamımızın saçmalığını çok net anlatan, yakışıklı oyuncumuz Justin Timberlake’in başrolünü üstlendiği, bir filmi hatırlatmak istiyorum ayrıca; “In Time” (Zamana Karşı)

Zaman Filmleri

Paradoks’a geri döndüğümüzde, 2011 yapımı, Duncan Jones’un yönettiği ve Jake Gyllenhaal’in başrolünü oynadığı “Source Code” Yaşam şifresi çok ama çok acayip bir filmdi. Zaman kavramını bir beynin içinden işliyordu. 2014’e girdiğimizde ise yine zaman paradoksunu, bu sefer dünya dışı yaşamlar üzerinden enteresanlaştıran bir film gördük; Doug Liman’ın yönettiği, Tom Cruise’un başrollüğünde “Edge of Tomorrow” (Yarının sınırında). Bu filmde bir organizmaya bağlı olan zaman, onun yaşamı ve ölümü arasında sıkışmıştı.

predestinationafisFakat son olarak öyle bir zaman paradoksuyla karşı karşıyayız ki, şaşmamak elde değil. Avusturalya yapımı “Predestination” (Bazı kaynaklar Alın Yazısı olarak çevirmiş), inanılmaz akıl zorlayıcı bir kurgu ve konuya sahip. Spoiler vermeksizin yapabileceğimiz tanım şu: Zaman milyonlarca kısır döngünün kendi tutsaklıklarında sürüp gittiği bir yumaktır. İdda ediyorum beğenin beğenmeyin, bu filmde gördüklerinize inanamayacaksınız. Bitmesin isteyeceksiniz ama o bitecek. “Predestination”ı bugüne dek gördüğümüz zaman makinesi filmlerinden ayıran en önemli unsuru, zaman makinesinin filmin başrolü olmaması. Bu filmde zaman makinesi, “Pulp fiction” (Ucuz Roman) ya da “Godfather” (Baba) filmlerindeki silahlar gibi. Yani hep var ve lazım ama odak noktamız değil.

“Predestination” filmini kendinize armağan edin. İyi seyirler.

 

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir