Sia’nın Avizesini Neden Bir Milyon Kez Dinledim…Henüz

Yazan  |  Hiç yorum yok

Party girls don’t get hurt
Can’t feel anything, when will I learn
I push it down, push it down

Ortam kızları, hani şu parti kızları, şu basit kızlar, onlar bilirsin hiç yaralanmazlar. Aslına bakarsan hiç bir şey hissetmezler. Ne zaman öğreneceksin aptal kafam, tek yaptığın bastırmak. Tüm acılarını, yaralarını, yok saydığın zaaflarını, hepsini bastırmak. Yok gibi yapmak. Hep bastırmak. Gözyaşlarını silmek elinin tersiyle bar masalarının altında, sonra makyajını tazeleyip devam etmek geceye. Sabaha daha çok var hem! Bastır! Bastır! Yok! Hiç bir sorun yok ki! Her şey yolunda!

I’m the one “for a good time call”
Phone’s blowin’ up, they’re ringin’ my doorbell
I feel the love, feel the love

Canı sıkılanların, bir geceye akalımcıların aklına ilk gelen hep benim. İşte o hani çok kafa kız, harbi kız, o benim. Bak telefonuma, hiç susuyor mu? Bak kapıma, hep birileri çalar tam da bu zamanlar. Severler beni. Çok sevilirim. Hissederim iliklerimde sevgisini kendim gibi kaybolmuşlarını şehrin. Tutunamayanlar bak burada hep: çevrelerine, ailelerine, topluma…Ne yapsınlar, beni severler onlar da. İçimde hissederim sevgilerini. En içimde.

1, 2, 3 1, 2, 3 drink
1, 2, 3 1, 2, 3 drink
1, 2, 3 1, 2, 3 drink
Throw ’em back, till I lose count

1,2,3,1,2,3, hopppaaa içiyoruzz.1,2,3 Hadi, 1,2,3, devam,1,2,3, fondip!1,2,3, iç,1,2,3,iç,1,2,3,iç, bir-kii-üç, iç. İçmek zorundasın!İç!1,2,3,yetmez, 1,2,3 iç,iç,iç…Yolla hepsini bana, çok iyi içerim ben bilirsin, ben sayısını unutana kadar yolla içkileri. Bir-kii-üç. Ne çok eğleniyoruz, ne çok! Bir-kii-üç…

I’m gonna swing from the chandelier, from the chandelier
I’m gonna live like tomorrow doesn’t exist
Like it doesn’t exist
I’m gonna fly like a bird through the night, feel my tears as they dry
I’m gonna swing from the chandelier, from the chandelier

Avizeyi görüyor musun, bak, şu tepemizde sallanan, çok ihtişamlı olan hani, o avizeyi. İşte şimdi ben çıkıp onun üstünden sallanacağım, bırakıp kendimi sallanacağım o avizeden çocukken yaptığım gibi. Sanki yarın hiç olmayacakmış gibi. Sanki bu bedenimdeki, bu ruhumdaki uyuşukluk hiç geçmeyecekmiş gibi. Sanki yarın hiç gelmeyecekmiş gibi. Bir kuş gibi uçacağım şimdi gecenin içinden, gözyaşlarım yanaklarımda kuruyacak, uçarken hissedeceğim onları yanaklarımda. Avizeden sallanacağım, bir gün, sallanacak bedenim avizeden, sallanacak, sallanacak…Öylece sallanacak…

But I’m holding on for dear life, won’t look down won’t open my eyes
Keep my glass full until morning light, ’cause I’m just holding on for tonight
Help me, I’m holding on for dear life, won’t look down won’t open my eyes
Keep my glass full until morning light, ’cause I’m just holding on for tonight
On for tonight

Ama ben aslında sadece bu gecelik tutunuyorum hayata. Sadece bu gecelik. Açamam gözlerimi, bakamam aşağıya. Korkuyorum, çok korkuyorum çünkü, çok. Sabahın ilk ışıklarına kadar dolu tut ki bardağımı düşmeyeyim. Çünkü bu gece için yaşıyorum ben, bu gece için tutunuyorum hayata. Tek geceliğine. Yardım et bana, ne olursun, bak ben ucundan tutunuyorum hayata, küçük bir dal parçasına tutunuyorum, biliyorum çünkü yok uçtuğum. Biliyorım çünkü, hiç umut yok, bak, aşağısı hep uçurum. O yüzden sabaha dek doldur bardağımı, yoksa düşeceğim. Düşeceğim.

Sun is up, I’m a mess
Gotta get out now, gotta run from this
Here comes the shame, here comes the shame

Gün doğru işte, güneş açtı yeniden, şu hale bak! Allah kahretsin! Kaçmalıyım buradan, bu pislikten, dışarı atlamıyım kendimi hemen. Kaçmalıyım bu acıdan, çok fazla gelen omuzlarıma. Kaçmam gerek bu acıdan. Demedim mi ben sana bak, işte şimdi bardağım boş ve ben utancımla başbaşayım yine. Demedim mi sana dolu tut diye onu! Tüm acılarım karşımda bak yine. Gün ışığında, gözlerimi acıtıyorlar. Kalbimi acıtıyorlar. Hani kaçacaktık?

..Sia bir mucize gibi. Bu şarkıdaki hüzün dünyanın en gerçek, en güzel hüznü. Tamam, başka bir şarkısı için de aynı yorumu yapabilirim yarın ve hayır bunda hiç bir tutarsızlık yok. Bana kalırsa bu kadın fazla gerçek, ay ışığı gibi, güneş yanığı, sinek ısırığı gibi gerçek. Alışık olmadığımız gibi gerçek. Karşı komşunun o pek ortalarda görünmeyen biraz acayip kızı gibi gerçek. Tutabilirsin ellerinde bu şarkıdaki acıyı. Tutabilirsin. Kalbinde keskin bir bıçak yarası gibi aniden hissedebilirsin. Onun yerine koyup kendini başın dönerken, kendini gözyaşlarından rimelin akmış kafanı kaldırıp tavanda sallanan avizene bakar ve gülümserken bulabilirsin. Gözyaşların kendiliğinden akar sonra, silmezsin, silmezler, kururlar yüzünde. Çünkü sen üzülmek için değil, eğlenmek için varsın!Görevin bu!Tek şansın bu!Varolma sebebin bu! Böylelerinin şarkısı bu. Bilmem, belki de dünyanın en güzel şarkısı bu.

Sevgiyle.

Nilbegül

Çıplak ayakla kumlara basmayı, ayazda kalmış kuru portakalı, taze demlenmiş çayı bir de umut eden insanı sever. İnatla sever. Ne demokrasiyi ne bilimi ayrı tutmaz kalbindeki Tanrı inancından. Bir de işte okur,yazar, araştırır , öğretir elinden geldiğince. Hep umutla, hep sevgiyle.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir