Sevgili Heterolar Lütfen Bize İnanın

Yazan  |  Hiç yorum yok

Önceki yazımda da bahsetmiştim. Gün geçmiyor ki birileri, hatta güya eşcinselliği normalleştirmeye çalıştığını düşünen ve homofobiye karşı olan birileri, klasik yapay, hiçbir anlamı olmayan, heteroseksüel ve eşcinsel kutuplaşmasını tetiklemesin. Dün KAOS GL’nin internet sitesinde bir habere rastladım. Ermeni sanatçı Mischa Badasyan, “Save the Date” (Takvimi İşaretleyin) isimli bir proje yapacakmış. Projenin içeriği şu; sanatçı kamusal alanda bir yıl boyunca her gün başka bir erkekle birlikte olacakmış. Böylece sevgili heteroseksüeller eşcinselliğin ne kadar normal olduğunu anlayacak, Dünya’da homofobi diye bir kavram kalmayacak, KAOS GL’dir, Lambda’dır, LGBT’dir kapanacakmış.

Bu projeye bu kadar ironik bakmamı lütfen, sanattan anlamayan, siyahla beyaz arasında griyi göremeyen biri oluğumu düşünerek yorumlamayın. N’oluyo Ayol! Eşcinsellik kim ne yaparsa yapsın var ve olacak, bunu biliyoruz. En homofobiği de bunu biliyor. Ama o ne düşünüyor? Eşcinseller sex’den başka bir şey düşünmeyen, toplumun kanayan bir yarası. Nitekim bir zamanların meşhur hastalıklarının da onlara göre çoğunlukla eşcinsel ilişkiler arasında nüfuz etmiş olması bu yargılarını destekliyor. Sadece sevişen ve hayatta eşcinsel olması dışında hiçbir kimliğe yada kişiliğe sahip olmadığını düşündüğümüz insanların normal olduğunu göstermek için gerçekten çok başarılı bir proje yapmış bu arkadaş! Alkışlıyorum!

Sizler ya da ben, eşcinselliği normal göstermeye çalıştıkça, eşcinsellik diğerinden daha çok ayrılacak ve vitrinde tam orta yerde, dantel örtünün üstüne konan bir biblo olmaya devam edecektir.

Hayalimdeki Eşcinsel Olgusu

Kaç sene önceydi hatırlamıyorum. Alt komşumuzun üniversite öğrencisi oğluna aşık olmuştum. Her gün onun apartmandan çıkacağı saatleri kolluyor, kendi çıkışımı aynı saate denk getirmeye çalışıyor ama bir türlü sohbet açamıyordum. Yaklaşık bir yıl boyunca, “günaydın” ve “iyi akşamlar” düzleminde süren sohbetimiz nihayet bir gün bir belediye otobüsünde “naber, nasılsın” safhasına geçip, apartman kapısına gelene kadar, okuduğumuz bölümler vs. konulu bir konuşmayla sürüp, yine “iyi akşamlar” düzleminde son bulmuştu. Onu düşünmeden edemiyordum. Düşündüm, böyle mi tercih ediyorum diye! Hadi şimdi Serdar Ortaç’ı düşünmeyi tercih et dedim kendi kendime. Ya da ne bileyim, Ankaralı Turgut’u. Olmadı. Onu düşünmemeyi tercih edemedim.

Kafama koymuştum ertesi gün onunla konuşacaktım. E ne diyecektim peki? Senden hoşlanıyorum diyecektim tabiki. Ertesi gün yine apartman girişinde, o bana “istersen birlikte gidelim” dedi. Otobüsten benim ondan üç beş durak önce inmem gerekirdi ama inmezdim n’olcaktı ki? Birden bire, otobüste ona, “çok iyisin” dedim. Asıl aklımdan geçen, çok güzelsin, çok tatlısın gibi bir şeydi tabi. Ama öyle dedi. Klasik olarak “sen de” demesini beklerken. Bak İhsan dedi, sen de mutlaka çok iyisindir ama ben senden hoşlanmıyorum. Benim bir sevgilim var zaten.” Dedi. “Ama, lütfen bu kapıda karşılaşmalarımızı ya da arkadaş olmamızı engellemesin” diye de ekledi. Neden sonra çok gördüm onu, çocuk zaten eşcinsel değilmiş, baya anam babam heteroseksüel hatta dışardan baksan homofobik. Ama bana hiçbir cins olarak bakmadı. Sadece kendinden hoşlanan biri olarak baktı. O nezaketle, o normallikte…

Normallere sevgiler 🙂

İhsan

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir