Musiki Cemiyetinde Kısır

Yazan  |  Hiç yorum yok

Şarkı söylemek ne güzel bir şeydir. Sesi güzel olsun olmasın insan şarkı söyler, ama herkese göstere göstere ama gizli gizli. Şarkıcılık özenilesi bir iştir ayrıca. Bir statüdür. İşte bu hevesle büyük bir ciddiyet içinde musiki cemiyetinde şarkıcılık yapan Meral teyzeciğim ve ekibi ve dahi konserlerinden bahsedeceğim.

Memleketimizin o sıcak ev hanımı kültürü standartlarının ne altında ne üstünde bir kadındır Meral Teyze. Çocuklar büyümüş, koca boşanmış, ununu elemiş eleğini asmış. Yakın arkadaşımın annesi kendisi, dolayısıyla birçok haline tanık olduğum biri. “Zaten serde vardı” diyor ona neden koroya katıldın diye sorunca. Ne zaman bir TSM şarkısı çalsa illa biri anılıyor. Bu rahmetli dedemin, bu anneciğimin, bu benim şarkım diye… Semtin Atatürkçü Düşünce Derneğinin, “Kadın Korosu” isimli bir çağrı ilanını görünce kendini alamamış katılmaktan. Anlatıyor; “Haziran gibi başladı koro, başlarda çok eğlenceliydi, hoca bizi çok sevdi biz de onu ama ne var ki 10 Kasım konseri yaklaştıkça hoca biraz asabi oldu. Ama haklı adam, kadınların hepsi solo söylemek istiyor. Hele Yılları Durduracak şarkısı için Nevin’i değil beni seçince işler kızıştı…” Anlaşılan o ki Nevin Hanım ile Meral teyze arasında küçük bir rekabet varmış ve en azından o şarkı için Meral Teyze zaferle çıkmış bu yarıştan. “Ne giydin Meral Teyze?” diye sorma gafletinde bulundum. Kahvesinden bir yudum aldı ve “Ayy İhsancım, öyle güzeldi ki, Yasin’in sünnetinde (Oğlu) giydiğim uzun siyah bir tuvaletim vardı, arkası ve önü püsküllü, komşumuz var Sevil, elinden her iş gelir, kestim o püskülleri ona götürdüm çok güzel dantel diktik önüne arkasına. Nevin kırmızı giymiş; ayol TSM konserine kırmızı giyinilir mi, ast solist misin sen?” dedi. Sonrasında da kıyafetini, duruşunu, sahnede öne çıkışını, geri yerine dönüşünü, hoca efendinin onu gözleriyle nasıl takdir ettiğini ballandıra ballandıra anlattı. Tüm repertuvarı beste güfte sahiplerinden ölmüşlerin ruhu şad edilerek, yaşayanların ise kulakları çınlatılarak bahsedildi. “Hedefin ne Meral teyze?” dedim: “Valla hoca bana 24 Kasım Öğretmenler Günü konserinde iki solo birden verdi. Sadettin Kaynak’tan Ay doğarken Gecelerden… Garip Garip… harika okudum bunu. Sonra neydi o şey, Şekerci Cemil Bey’in bestesi; Bir Nigah Et Ne Olur Ey Gonca Dehen. Koroya devam ediyoruz. Şimdi önümüzde konser yok ama hoca birkaç yerle görüşmüş. Restoranlarda çıkacağız inşallah.” Dedi. Kendisine Öğretmenler Günü Konserinde ne giydiğini sormaya dilim varmadı ki o söyledi: “Hoca geçen sefer Nevin’e sitem eder gibi herkesi karşısına alıp tek renk olalım dedi. Bizim orada Ambar diye mağaza var oradan düz siyah bir şey aldım giydim Öğretmenler Gününde. Ama üstüne süsler yaptık Sevil’le. Sen niye soruyorsun bunları bakayım, tiyatro mu yapacaksın bizi?” deyince gülüştük baya. “Yok” dedim. “Müzik öğretmenimiz çevremizdeki koroları araştırın dedi” dedim. Bu cevabım ona nasıl komik geldiyse, bir bana bakıp bir de ödevim olmasına şaşıran edasıyla epey güldü. Aklına bizim çocukluk yılları geldi hemen anlattı da anlattı…

Koro provalarına, kadınlar anlaşmış, her hafta bir ikisi yiyecekler getiriyormuş. Hoca da pek memnun tabi.
Meral teyzenin kısırı meşhur; Çocukken ne yerdik.

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir