Macbeth’i Göm, Çarşı’yı Yak

Yazan  |  Hiç yorum yok

Ankara Devlet Tiyatrosu’nun saygıdeğer, bilirkişi, üstat ve ordinaryüs profesörlerden oluşan bir kurulu, Shakespeare’in ölümsüz eseri Macbeth’i, iktidar hırsını açıkça gözler önüne serdiği için apar topar repertuvardan kaldırdı. Türkiye’nin en gözde taraftar gurubu Çarşı, darbe suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. Yaşasın ileri demokrasi!

Her ne kadar Ankara Devlet Tiyatrosu oyunun prömiyerine kısa bir zaman kala, oyuncu rahatsızlığını öne sürerek oyunu iptal etse de, iktidar hırsı konusundan nedense(?!) rahatsız olan, aslında Allah korusun birileri üstüne alınır korkusundan, 400 yılı aşkındır her yerde temsil edilen oyunu iptal etti. Yakışır, yetişir bir hareket. Tebrik ederim.

Gezi olayları diye iki basit sözcüğe hapsettiğimiz, yeni çağın en avangardist hareketini desteklediklerinde, milyonu aşkın insanın sevinçten göz yaşı döktüğü Beşiktaş Spor Kulübü’nün sıradışı taraftar gurubu Çarşı ise rövanş ve intikam egosantrizminin bir maşası olarak mahkemede yargılanıyor. Hukuk her şeyin üstünde olduğundan bu tarihi davanın tarih sayfasına düşeceği notları izlemekten başka çare yok tabiki. Ama ne yazık ki, hukukun bu üstünlüğünü samimiyetle kabullenen bizler, her gün yeni bir hukuksuzlukla eziliyoruz.

Tarihe baktığımızda, hiçbir büyük dikta liderinin söyleminde açıkça diktatör olduklarını beyan ettiği görülmez. Bu kişilerin ortak özellikleri, bitirmeye ant içtikleri olguları dillerinden düşürmemeleridir. Bu yüzdendir ki, “ileri demokrasi”, “özgürlük”, “insan hakları” gibi kavramlar çok geçer konuşmalarında. Bir diğer ortak saplantıları ise, kaşından gözünden ya da dilinden sesinden bir şekilde kendi ideolojilerine aykırı olduğunu düşündüğü herkesi düşman ilan etmeleri ve ideolojik olmakla suçlamalarıdır. Üstelik bu şaşırtıcı tavrı kendileri yürütmezler. Gözleri bağlı, dilleri düğümlü, kulakları tıkalı, tutkulu aşıkları tarafından halledilir bu gibi işler.

Bugün bu coğrafyada cahil ile okumuş zengin arasında bir fark kalmadı. İkisinin de amacı aynı. İkisinin de tercihi hepimizi etkiliyor. Peki ya sonrası? Korkuyoruz. Tepki göstermek yasak, konuşmak suç, haykırmak dört-beş yıl, insanca yaşama aşık olmak müebbet. Bugün Çarşı yalnız arkadaşlar, evet yalnız. Macbeth deseniz, mezarı yok. Biz de sabah alarmının gelişine kadar kısa süreli huzur için nefes alıyoruz. Peki ya sonrası?

MACBETH:

Bu er geç olacaktı, bu haber bir gün gelecekti. Yarın sonra yine yarın, yarın diyerek küçük adımlarla ömrün son hecesine kadar ilerleyecektir zaman. Ölüm yolunda ilerlerken bütün dünlerimiz, geçmiş günlerimiz, sersemlere ışık tuttu. Sön, kısacık mum, sön! Ömür bir yürür gölge; zavallı bir kukla ki sahnede salınıp çırpınarak saatini dolduruyor, sonra bir daha adı duyulmuyor: Bir aptalın anlattığı bir masal bu; sırf gürültü, patırtı; bir anlama geldiği de yok.

 

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir