Kadın Erkek Cehalet ve Geriye Kalanlar

Yazan  |  Hiç yorum yok

Kadın erkek eşit mi eş değer mi tartışıladursun esas üzerinde durulması gereken konu, cehaletin nasıl bu kadar büyük bir güçle iktidar olduğudur. Okumak yazmak irfan sahibi olmak insanı cehaletin pençesinden kurtarabilir mi? Ya da bugünün ilkel ve cahil tanımlayıcıları ne kadar haklılar?

Hiç kuşku yoktur ki ülke olarak, dünya haritasını önünüze aldığınızda net bir şekilde görebileceğiniz gibi, kuzey yarım kürenin en merkezi kavşağını oluşturuyoruz. Tam ortada, sağı solu ve geçmişi Dünya tarihin en köklü kültürleriyle bezenmiş topraklar. Savaşlar, kavgalar, gürültüler, dev aşklar, dev destanlar hemen hepsinin yolu en az bir kez düşmüş bu topraklara. Medeniyet arayışında geçmişte büyük skandalların yaşandığı Avrupa kültürü, Rönesans ve peşi sıra devrimlerle merkezine insanı alırken, biz hep bu fikrin gerisinde kalmışız. Neden? Çünkü Müslümanız. Dünyada tartışılması, üzerine yorum yapılması, uyarlanması, mantıkla üzerinde düşünülmesi tövbe haşa olan bir dinimiz var. Çocukluğumuzda gittiğimiz kuran kursları, daha en başta hiçbir şey anlamamıza gerek olmadan sadece seslendirmenin öğretisiyle bizim dine karşı çok da araştırıcı olmamamızı teşvik ediyordu. Hal böyle olunca bu toplumun tüm kaderi, ağzına din ve onun kendine göre yorumunu sakız eden, topluma ilkel, kendine modern kişilerin eline kalıyor. Belki de Atatürk, Avrupa’nın yaklaşık dört yüz yıla yaydığı Rönesans gelişimini on beş yirmi yılda bu ülkeye uygulamaya çalışmasaydı, din tüccarları satacak bir şey bulamayacaklardı.

Şimdi Kadın ve Erkek eşit değil diyorlar. Öncelikle şunu belirtmek gerekir, bu insanların yıllardır söylemlerinde kullandıkları bir taktik var: Dillerinden dökülen saçmalıkları, kendilerine körü körüne inanan kitleye karşı dışarda çürütmek isteyenler çürütemesin diye, o kitlenin cevap verebileceği, kelimelerle doğru ama mantıken safsata bir koz yaratmak. Bu konuda da çok haklı ve güzel bir gerekçeleri var, tabi açıkça böyle diyemiyorlar ama demek istiyorlar ki, kadın erkek eşit değil çünkü kadının vajinası, erkeğin penisi var. Kadın doğurur, erkek doğuramaz. Bir de “ah benim anam, canım anam” dedin mi, tamamdır. Bu insanların kendilerini açıkça halife ilan edeli zaten çok oldu. Ne ilginç bir hegemonya değil midir ki, on üç yıllık iktidar hayatlarında bu insanlar, söyledikleri ve yaptıkları her şeyin harfiyen doğru ve tartışılmaz olduğunu düşünüyorlar. Bir de çok enteresan ve trajikomik bir durum var ki, ortaya koydukları bazı savları hadi tartışalım diye hokkabazlık yapmaları. Çünkü bu tartışma teklifinin altında, sadece koydukları fikre kimlerin açıkça karşı geleceğini tespit etmekten başka bir çıkar yatmıyor.

Peki ama, çelişkiler ve çirkinlikler yumağı bu gidişin sorumlusu kim? Cehalet mi, cehaleti görmezden gelen bizler mi?

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir