İstanbul’da Yeni Müzikal Dorian Gray’in Portresi

Yazan  |  Hiç yorum yok

İki sezon önce İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvarına alınan Sidikli Kasabası Müzikali (Orijinal eser Broadway, Urine Town) yapımcısı ekip Müzikalci, yeni bir müzikal ile karşımızda. İstanbul’un çeşitli sahnelerinde gösterilmeye başlanan müzikali inceledik.

Oscar Wilde’ın sıradışı eseri Dorian Gray’in Portresi’nden uyarlanan oyun, Oscar Wilde’ın marjinal yaşamına göndermeler yapan cesur bir baş yapıt. Eser, Londra’ya yeni taşınan ve ressam Basil Hallward ile tanışan yakışıklı ve çekici genç Dorian’ın, Basil’in aşkla yaptığı tablosunun onun hiç yaşlanmamasına sebep olması ve bu durumun mutluluk yerine değerlerin kaybıyla sonuçlanmasını konu alıyor. Yapımcılığı ve yönetmenliğini Nebi Birgi’nin üstlendiği müzikal, “Dorian” adıyla Ocak ayı başında prömiyerini yaptı.

Dorian Müzikaliİstanbul’un sahne sanatları endüstrisi için müthiş bir çaba olmasına karşın gözümüze ilişen bazı aksaklıkları söylemeden edemeyeceğiz. Bir defa dramaturjik olarak eser oturmamış. Oscar Wilde’ın romanını bilmeyen biri için konu bütünlüğünü takip etmek ve kavramak çok zor. Daha ilk başta seyircinin aklına gelen birçok soruyu oyun ne yazık ki cevapsız bırakıyor. Reji ise boşluklar içinde. Üstüne müthiş işlemelerin yapılabileceği renklerde sahnelere sahip müzikal, siyahlar içinde kızlar ve erkeklerin bazı manasız koreografileriyle geçiştirilmiş. Özellikle erotizm yüklü sahnelerde oyuncuların sahneye zıt hareketleri ve görünümleri seyirciyi rahatsız ediyor. Perdelenmesi gereken bazı kusurlar ne yazık ki kapatılamamış. Dorian’ın tablosundaki farklılıkları ilk gördüğümüz sahnede şaşıramıyoruz çünkü sahnedeki oyuncular bile yeterince şaşırmıyor. Halbuki resim, Dorian’ın gerçek hayatta aldığı yaraları ve izleri taşıyor ve böylesine fantastik bir durum yere düşüp kırılan bir bardağa verilen tepki düzleminde kalıyor örneğin. Ayrıca Şunu belirtmeden edemeyeceğim; arkada sağlam bir orkestra olmasına rağmen müzikal olarak piyasaya çıkan bu gösteri aslında gerçek bir müzikal değil. Bizim tiyatrolarımızda türemiş olan şu “müzikli oyun”lardan. İki saatlik oyunda toplasanız 3 ya da 4 şarkı var onlar ara sıra tekrar ediliyor. Öyle ki, oyuncular tiyatral şekilde uzun uzun konuşup bir yerde şarkıya başlıyorlar.  Ensemble konusuna girmek bile istemiyorum. Sesler zaten iyi değildi ayrıca oyunun temsilinin yapıldığı Duru Tiyatro da bir müzikal ses düzenini sağlayamıyordu. Sybil Vane karakterinin yetersizliği, Henry gibi bir karakterin bir kadın tarafından canlandırılması, kostümlerdeki özensiz tarlatanlar, anlamsız makyajlar bizi üzdü.

Dorian MüzikaliElbette bu eleştiriler oyunun ilk temsili izlenerek yapıldı. Temsil sayısı arttıkça oyun oturabilir. Bütün bunlara rağmen korkunç iddialı bazı sahneleri de anmamak olmaz. Bir defa böyle bir eseri Türkiye’de sahneye koymak başlı başına cesaret işi. Özellikle Dorian ve Basil’in queer tango gösterisi ve sonunda öpüşmeleri, eserin temel taşlarından biri olmakla birlikte çok cesurcaydı. Dorian karakterini canlandıran Nebi Birgi’nin sesi büyüleyiciydi. Basil karakteri de usta bir oyunculuk ve şarkı performansı gösteriyordu. Bu kadar olumsuz eleştiriye rağmen bu müzikale gönülden bağımın olmasının sebebi, böyle işlerin İstanbul’a kazandırılmasının çok önemli olması. Ayrıca yapım aşamasının nasıl zorluklar içinde olduğunu tahmin ediyorum. Eleştirilerimin çoğu büyük ihtimalle kaynak eksikliğinden oluşan sorunlardır. Ancak umarım sonraki işler daha verimli olur.

Bunlar benim gördüklerim, gidin görün kendiniz karar verin.

İyi seyirler.

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir