Henüz Yasak Değilken Bir Dakika Onu Düşünebilir misiniz?

Yazan  |  Hiç yorum yok

Osmanlı İmparatorluğu’nun, Dünyada henüz kaba kuvvetin egemen olduğu yıllarda gösterdiği başarıyla övünmeyi en doğal hakkımız olarak gördük hep. Kıtalara yayılan mazi toprakları gurur kaynağımız oldu. Onca fethedilen yerde, imparatorluğun “Türkleştirme” politikalarından takdirle bahsettik. Oysa unuttuğumuz bir şey vardı: Fethedilen yerleri devşirmeye çalışırken onların kültürünü yok sayıp hiçbir şey almamamız, o zamanki imparatorluk ahalisi hariç herkesin rahatlıkla gördüğü mutlak sonu beraberinde getirdi.

Dünyaya iz bırakmak isteyen ve bir şekilde ismiyle hala hayatta olan çok sima geçti elbet, çok imparatorluk. İskender’in hayali, Sezar’ın rüyaları, Süleyman’ın sevdası, 14. Louis’in şatafatı, Hitler’in idealleri… Hepsi ve daha fazlası geçti gitti.

Eskiden çocukların okullarda rahatlıkla öğrenebileceği gibi bir de Mustafa Kemal geçti gitti Dünyadan. Baktığınızda çok değil 76 yıl geçti, gitmesinin üstünden. O kadar çok şey bıraktı ki ardında, tüket tüket bitiremedik. Yükselen sanayileriyle çoktan Dünyanın efendisi olmuş devletlerin, üretim fazlarının tüketilmesi için sömürdükleri binlerce irili ufaklı kara parçası ve içinde yaşayan insanların arasına katılacaktık ki, onun yüzünden tek, hür ve bir orman gibi bütün olduk. Ama bu çok da fazla gurur duyulacak bir şey değildi. Biz ki 1453’de şehri İstanbul’u fethettik. Hiçbir şey bundan büyük olamazdı. Hâlbuki Malazgirt 1071 Anadolu’ya girişimizi de çelenkler ve zurnalarla yâd etmeliydik. Kaçırdık hep, tutamadık işte zamanı.

Şimdi gözümüze batıyor haliyle, Atatürk Havalimanı, Atatürk Orman Çiftliği ve Atatürk şusu busu. Devlet dediğin sarayıyla, hegemonyasıyla, görmemişliğiyle, cehaletiyle, adaletsizliği, haksızlığı ve kendinden olanı olmayanı sömürmesiyle olur. Bunu öğrendik çok şükür. İşin ironik tarafı; bunu idrak edemeyenler sayesinde var olması devletin.

Bilginin, mantığın, asaletin, zerafetin, insanlara tüm haklarını sunup dilediğini seçmesinin gerçek özgürlük olduğunun gösterilmesinin bazıları için hiç kıymeti yoksa eğer: Şimdi bir dakika Mustafa Kemal’i düşünün. Kaştan gözden, koldan bacaktan oluşan bir beden olarak onu değil, bugününüze kattığı anlamla düşünün. Sadece bir dakika. Sonra da karar verin; kalıp her gün ölmek mi, gidip bir gün yaşamak mı daha onurlu?

 

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir