Gülistan’a

Yazan  |  Hiç yorum yok

Küçük ama konforlu teknemle bir rüyamı gerçekleştirmek için yola çıktığımda henüz 25 yaşındaydım. Deniz kuru, karalar ıslak, gök lacivert ve gri renkteydi. Aradığımda bulamadığım karşılıksız imaların yenilgisini kutlamak için çıkmıştım bu yolculuğa. Beklemediğim anlarda ise pervasızca benliğimi saran, gerçekleşmiş hayallerimin mutluluğunu daha da taçlandırmak içindi bu yolculuk. Bir hesaplaşmaydı kendi adıma.

Adeta bir sembol denizinde yüzüyordum. Benim sembollerim. Varlığımı aydınlattığını düşündüğüm ışık saçan ateşböcekleri gibi. Zihnimde her karanlık noktanın birer anahtarı bir sembole denk düşüyordu. İşte denizatım, yunus balığım, kızıl saçlar, sol anahtarı, çapa, ege, sonbahar, deniz, şarap, eylül ve de ekim. Annemin rahmine düştüğüm ay, yaşamımdaki mihenk taşlarını oluşturuyor adeta. İnanıyorum ki bu durumun astrolojik bir açıklaması var. Yoksa hayatımın ilk huysuz ve tatlı kadınını; babaannemi hayat benden bir ekim geçesi çalar mıydı? Ya da kalbim ilk kez aşka bir ekim günü düşer miydi?
Ege denizinin geceleri şarap olan sularında zaman sessizce akıyordu. En yakın kasaba bile bana artık çok uzaktaydı. Kıyıları ağır ağır dolaşırken Kuzeye çevirdiğim rota, beni sessiz bir solukla İstanbul’a kadar götürdü. Temmuzun tam ortasıydı. Oldukça vakit vardı. Son durağım ise Aralık’ta Amasra.

Geride bıraktığım limanlar boyunca hep arzuladığım buluşma beni İstanbul’da karşıladı. Beni bekleyen şey; kalbime düşen çiğ bir ekim kalıntısı belki ancak, neden yok olmuyor içimde ona dair ufacık bir şey bile. Hatta beni incitmesine, acıtmasına, yok saymasına rağmen neden aynı anda bu şehirdeyiz. Bir kez hissettiklerinden korkup atabilir mi insan kendini dehlizlere. Örtmek isteyebilir mi gerçek duygularının üstünü. Ve diğeri büyümesini beklemekten yorulup vurabilir mi kendini sulara…

Korkularınla yüzleşmeye cesaret edemezsen, hissettiklerine bir isim bulamazsın.

Korkarım; seni kendinin sanan onca adamın hareminde açmadan solmuş yığınla gül goncasından biri olacaksın‼!

Cambişli Nigar

Cambişli Nigar bir kalender meşreptir. Asaletinden ve asabiyetinden sual olunmaz. Yedirir, içirir, anaçtır amma ve lakin sevdalınız lezbiyendir. Kızıl saçlı, rakı içen, san’at musıkisi icra eden, Cemal Süreya ve Nazım kitaplarındaki şiirleri hakeden kadınları sever. Tek ideali kendisi için bir harem kurmaktır.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir