Brokeback Dağı’ndan Önce ve Sonra

Yazan  |  Hiç yorum yok

Matthew ShepardWyoming. Amerika’nın büyük eyaletlerinden biri. Soğuk Texas diyebiliriz biraz tanıtabilmek için. Ya da eşcinsel yönetmen Ang Lee’nin Brokeback Mountain filmini izleyenler hatırlarlar nasıl bir yer olduğunu. Amerika’da yasaların eyaletlere göre farklılıklar gösterdiğini biliyoruz, Hollywood filmleri sağolsun. Bazı eyaletler var ki, içinde yaşayan insanların bakış açıları ve yaptıkları eşitsiz zulümler yüzünden Dünya tarihine damgasını vurdular. Mesela neredeyse 80’lere kadar uzanan Mississipi’deki siyah-beyaz ayrımı, Texas’daki cinayetler gibi. Amerika’nın nefret suçu kanunu olmayan birkaç eyaletinden biri olan Wyoming de, 1998 yılında Matthew Shepard’ın henüz 22 yaşındayken eşcinsel olması yüzünden öldürülmesiyle gündeme geldi. Bu olay üzerine kitaplar yazıldı, filmler çekildi. Hatta Oscar başarısı gösteren Brokeback Mountain bunların en ünlüsü. İşin ilginci bu filmi Tayvan’lı yönetmen Ang Lee’nin çekmiş olması. Başka kimse cesaret edemedi mi? Ya da eşcinsel olduğu için özel bir hassasiyet mi gösterdi, orası tartışılır.

Fakat 21 Ekim 2014 günü öyle bir olay yaşandı ki, Matthew’ın ölümünün acısının ve biz yaşayanlara verdiği umutsuzluğun üstüne bir nebze de olsa su serpti. Wyoming’de artık eşcinsel evlilik yasalaştı. Ülkenin bu konudaki en sert eyaletinde otorite bu kararı alabildi. Kuşkusuz bu kararın gerçekleşmesinde Matthew’ın ölümünden sonra ailesinin ve duyarlı bir çok kişinin yürüttüğü kampanyalar etkili oldu. Ancak unutmamak gerekir ki başkan Obama’nın konuya yaklaşımı bu kadar ılımlı olmasaydı işler bu şekilde gitmeyebilirdi.

Yasa çıkar çıkmaz Wyoming’deki devlet dairelerinin, şirketlerin, üniversitelerin insan kaynakları departmanları, tüm çalışanlarına bu kararı tebliğ edip, böyle bir evlilik yaparlarsa veya başka eyaletlerde eşcinsel evlilikleri varsa, eşlerini de sigorta kapsamına almaları için çalışanlarına davet ve hatırlatma e-postası göndermiş.

Avrupa’da şöyleymiş, Amerika’da adamlar şunu yapmış… Bu cümlelerle büyüdük yolda, sokakta, okulda, işte, kahvede. Her toplumda tuhaf şeyler oluyor. Evet bizim kadar misafirperver değiller tamam. Ama insan gibi yaşamıyorlar mı? Biz haketmiyor muyuz bunu? Hala devletin bizim için olduğunu, bizim onun için olmadığımızı niye kafalarına sokamıyorlar? Neden illa başlarında biri olsun, biri tasma taksın istiyorlar.

Dertlendim yine.

İhsan

Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir