Amerikan -Horror Story FreakShow- Rüyası

Yazan  |  Hiç yorum yok

Geçtiğimiz günlerde Ryan Murphy’nin American Horror Story televizyon serisinin 4. Sezon 1.bölümü “Freak Show” izlenme rekoru kırdı. Elbette kendi ülkesinde. Ancak Amerika’nın dünya popüler kültüründeki tartışılmaz yerini düşündüğümüzde bu haber, hepimizi ilgilendirdi meşgul etti. Bir haftadır neredeyse tüm haber siteleri ve bloglarda bu habere yer verildi. Sosyal medyada yorumlar yapıldı.

Dünya’da ilk sinema filmini Fransa’da Lumiere Kardeşler yaptıktan sonra, bu sanat dalı aldı başını gitti ve bugünkü Amerikan rüyasının en önemli silahı haline geldi. Lütfen şöyle bir düşünün, Amerikan sinemasının hayatımıza kattıkları ve götürdükleri nelerdir. “Bir film izlersin hayatın değişir” derler. Doğru hakikaten. Değişebilir. Avrupa sinemasından pek bahsetmeyeceğim ama kısa bir not olarak, Avrupa sinemasının çoğunlukla devlet fonlamasıyla üretilmesinden, daha sanatsal ve iyi anlamda sipariş filmler çıkıyor. Box Office yani gişe kaygısından çok TV satışları ve sponsorlarla yürüyen mekanizmaları, sinemayı Amerika’daki gibi endüstriyelleşemeden çıkarıyor bir nevi. Amerika’ya dönersek, orada sponsorluk yok. Büyük hissedarlar, büyük stüdyolar, büyük bankalar ve sigorta fonları var. Bu fonların tamamının amacı yatırımlarını olağanca katlamak. Dolayısıyla bir numaralı hedef; gişe.

Aşağı yukarı 120 yıl boyunca sürekli değişen ve gelişen sinema sektörü, kendi içinde ciddi bir birikim ve ritüeller üretti. Çekilen ama iyi ama kötü milyonlarca film, hala arşivlerde saklanıyor. Peki ya hikaye kaldı mı? Pek kalmadıya benziyor ki son on yıldır Hollywood sürekli kendini tekrar ediyor. Hikayelerin kısırdöngüsü ve 3D teknolojisi ise konudan ziyade teknoloji hokkabazlığı yapılması bu durumun keskin köşeli bir göstergesi. Televizyona gelince orada da sistemleri bizimkinden çok farklı. Yine sistem sponsorluk üzerinden işlemiyor. Televizyonda süre satışları aracı kurumlar tarafından yapılıyor. Bizden çok daha büyük paralar dönüyor tahmin edersiniz. Bu ölçekle yapılan işler de ona göre prodüksiyonlu oluyor. Türkiye’de CNBC-e ile çoğu kişinin hayatına giren yabancı dizi izleme modasıyla çoğumuz Amerikan dizi endüstrisini de tıpkı Hollywood gibi tanır olduk. Sokakta Game of Thrones’u izlemeyene rastlamak neredeyse imkansız. Spartacus’den bahsetmeyeceğim. Konusunu sor kimse bilmez ama kız erkek herkes kimin kol kası daha geniş, kim daha çok kadınla yatıyor, kimin bilmem neresi daha büyük biliyorlar maşallah.

Dünyanın bir çok yerinde sinema yapılırken Amerika’da endüstriyel olarak gerçekleşen bu gelişimi başta ekonomiye bağlarsak yanlış olmaz. Ancak ekonomi tek başına bu başarının arkasındaki gerçeklik olamaz. Nitekim milyonlarca dolar harcanarak yapılmış ama sizin benim ismini bile duymadığımız yapımlar var. Bu başarının arkasındaki önemli bir unsur “Mükemmeliyetçilik”. Sinema yapımcıları ve yönetmenleri, sinemanın ilk yıllarından beri, özellikle büyük stüdyoların birbirleriyle yarışları sayesinde, bu kavramı sektöre yerleştirdiler. Sinemanın ciddi bir ekip işi olduğunu bilen yapımcılar, hemen her alanda işin uzmanlarıyla çalışarak, mükemmel işler yapmayı hedeflediler. Nitekim bugün bir çok yapımda bu tasarının yansımalarını detaylarda görüyor ve bu yüzden belki de hayran oluyoruz. Mükemmeliyetçilik sadece sinemada değil ona bağlı ödül törenlerinde, gösterilerde ve sonra televizyonda da başgösterdi tabiki. Amerikan Horror Story’de bu mantıkta üretilen çok ciddi bir prodüksiyon. Özellikle Freak Show bölümü teknik açıdan muazzam. Üstelik Amerika’nın özgürlükler ve hümanizm konusundaki uçurum çelişkilerini gözler önüne seriyor. Biz sirkte miyiz, sirk miyiz?

Sirk’ten akıl hastanesine deli ve akıllı olma durumuna geçince aklım, Guguk kuşu geldi aklıma, sonra bir filmden bahsedince: Billy Eliot (Benim hayatımı değiştiren film, bir gün yazacağım onu detaylı). Ama şimdi öyle filmler yapılmıyor.

Size dokunan filmleri paylaşabilirseniz sevinirim. Belki görmemişimdir?

N’oluyo ayol bu Hollywood’a?

İhsan

American Horror Story'i Puanlayalım Bakalım
  • 7/10
    Hikaye - 7/10
  • 7/10
    Oyunculuk - 7/10
  • 8/10
    Teknik Yapım - 8/10
  • 9/10
    Kostüm - 9/10
  • 10/10
    Makyaj - 10/10
Sending
User Review
4.5 (2 votes)
Küçük Kuzen İhsan

Ailenin büyük kuzeninden bir yaş küçük olduğu için küçük sayılan, isyan ettiği bir çok konuyu kendine dert edinmiş, hem sanatında hem de hayatında bu yoldan sapmamış sıradan kişilik.

Yorumun mu var?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir